"Corona bizim köye gelmez, biz güçlüyüz" diyen herkese olduğu gibi bize de şok etkisi ile geldi. Dünyayı eve tıkayan, ekonomiyi durma noktasına getiren, binlerce can alan ve binlerce kişiyi karantina altına alan; gözümüzle göremediğimiz ama yenildiğimiz Corona virüsü...

Geldi geldi ama bizim sorunumuz Corona mı yoksa biz miyiz, ben bir türlü anlayamadım. Corona pandemisi içimizdeki bambaşka iki devi uyandırıp saldı sokağa:

01

Cahillik

02

Basın yoluyla gelen bilgi kirliliği

Her konuda söyleyecek bir şeyi olan yurdum insanı; bileni bilmeyeni, yetkin olanı olmayanı, herkes bir şey söylüyor. Televizyonlarda adeta kadrolu elemana dönmüş olan öğretim üyeleri, profesörler, unvanını sayamadığım bir sürü insanı dinledikçe çıldırasım, haykırasım, saçımı başımı yolasım geliyor. Sadece konuşmak için konuşmak bizde moda.

Deprem olunca konuşturulacak profesörlere alışmıştık. Hem çok şey söyleyip hem hiçbir şey söylemeyenler... Ispanak zehirlenmesinde bile lafı evirip çevirip "Başka ottandır, marketleri karalamayın" diyen profesörler gördük. Ama şimdi insanlar ölüyor, hem de öyle böyle değil. Düşünebileceğiniz en zor ölüm; nefesine doyamayarak gelen ölüm.

Hal böyle iken basın yolu ile gelen bu bilgi kirliliğini lanetliyorum. Kimi kolonya banyosu öneriyor, kimi "Maske takın" diyor; 15 dakika sonra çıkan başkası "Takmayın" diyor. Kimi "Dışarı çıkmayın" diyor, kimi "Eve stok yapın, bu iş çok uzun sürer" diyor; 15 dakika sonra "Stok sorunumuz yok, kimse alışverişi abartmasın" deniyor.